Kill bill

Adam panikle iceri odaya gitti. odayi aramaya basladi. Sesleri duyan kadin ve cocuk odanin girisine gidip,adami izlemeye basladi.Kadin “mustafa ne yapiyorsun” dedi. Adam cevap vermedi. Adam dolaplarin arkasina bakti, yatagin arkasina bakti. çocuk sıkıldı ve kendi odasına dondu. Kadin tekrar sordu ” ne ariyorsun, dagittin hep etrafi söyle bana ben veriyim yıktın her yeri”. Adam bazayi kaldirdi. Durdu. Ordaydi. Adam supurgenin demir sopasini (hattori hanzo’nun son dövdüğü kılıç) yavasca bazadan cikardi.

Adam elinde demir sopa (katana), kadina donup “karsi dairenin balkon kapisi acikti,hirsiz girmis sanirim bi bakcam” dedi, sonra demir sopayı (katanayı) kadının suratını iki eşit parçaya ayıracakmış gibi yaptı. kadin “deli misin sen, ya cekmistir kafayi o simdi bicaklar mıçaklar seni, bisey olur sana, otur oturdugun yerde” dedi. Adam kadına sırtını döndü. (arka fon : bang bang, my baby shoot me now). Kadın sıkıldı. Çocuğa ödev yaptırıyordu. kapıdan kafasını uzattı çocuğa baktı. çocuk ödevi bırakmış ve oyun oynuyordu. kadın yorgundu her calısan anne gibi. kadın adama ‘ hadi bırak onu yanlı görmüşsündür hırsız mırsız da yoktur, olmadı polisi ararız git de sifonu tamir et akıtıyor’ dedi.

Adam elindeki sopayı (katana) tam bazanın altına koyucakken bir ses duydu. ‘ I am gonna ask you questions. And every time you don’t give me answers, I’m gonna cut something off. And I promise you, they will be things you will miss. ‘ adam dondu. ‘ the bride’ dedi. sarısın kadın kapının esıgınde duruyordu ‘ where is bill dedi. genç adam demir sopa ile gardını aldı (arka fon :The Lonely Shepherd ) sarısın You look ready dedi. adam cevap vermedi. şarısın ile adam bakıştılar. İçerden kadın çocuğa mehmetin neden cevizin 4 te 1 ini melise verdiğini anlatıyordu.

Şarısın ile adam aynı anda birbirlerine doğru koşmaya başladılar. odanın sessizliğinde iki katananın vuruşma sesleri duyuldu. şarısın adamın her hamlesini geri püsküyordu. az sonra sarısın adamın ayağına katanasını soktu (ayağa katana sokmak: ayak serce parmağının kapı esıgıne çarpması) adam sendeleyip geri düştü. sarışın adamın soluklanmasına izin verdi. tekrar where is bill dedi. adam yerinden kalktı. sarısının ustune katanayla saldırdı. şarısın masanın uzerıne atladı, kendını korudu. tavandaki lambanın ipini kesip adamın ustune dusmesını sağladı (demir sopanın lambaya çarpması). adam kalkmaya çalıştıysa bile kalkamadı.

Kadın odaya koştu. Çocukta arkasından yavaşça geliyordu. odanın ortasında çok beğenerek aldığı elmas avize tuzla buz olmuş şekilde duruyordu. Adam avizenin biraz uzağında elinde demir sopayla duruyordu. (arka fon:Kill Bill Theme) kadın adama donup ‘ ne yaptın sen’ (ne dedin sen çat) dedi ‘kim temizliycek burayı zaten yorgun argın geliyorum bide senle mi ugrasıcam ayrıca ne kadar severek almıştım avızeyı hep kırılmış’ . adam ‘ ben temizlerim ne olcak alla alla ne ki sanki’. kadın sen bugüne kadar ne temizledin ki bunu temizliyeceksin dedi zaten annem demişti evlenme bu herifle diye, senin zaten böyle biri olduğun belliydi, beni istemeye geldiğin se bir baklava bile almamıştın samsa tatlısı almıştın. adam bir anda elindeki sopayı yere attı ve haykırdı ‘samsa tatlısını seviyordum sanki parasından mı almadım seviyorum onu, ya arkadaş 22 senedir ne samsa tatlısıymıs dedi. kadın ya konuşma benle insan bir baklava alır gelirdi. dedi. kadın o andan sonra nefes almadan konuşmaya ve bı yandan temızlık yapmaya başladı. ‘zaten evlendiğimizde anne bana bi bilezik bile takmadı’, ‘ ben çalışıyorum sen evde otur bı sıfonu bıle tamır edemedın’, ‘anca oyun oyna sen’,’kac yasında adamsın ya ayıptır, boyunca cocugun var’ kadın susmuyordu ve adamın ‘ya ne alakası var’ cumlesınden başka elınde bısey yoktu

çocuk cok sıkıldı. içeri doğru giderken mutfakta birini gördü. sarısın kocaman mavi gözlü bir kadın. sarısın elindeki katanayı temızlerken çocuğa bakmadan ‘It was not my intention to do this in front of you. For that I’m sorry. But you can take my word for it, your father had it comin’. When you grow up, if you still feel raw about it, I’ll be waiting. dedi. çocuk bisey demedi. sarısın mutfak kapısından yöneldi.tam kapıyı açtığı sırada, çocuk bi anda bağırdı ‘ abla yalnız burası 4. kat’ dedi. sarısın bozuntuya vermemeye çalışarak dıs kapıya yöneldi.

Kuafor

Kuafor sacini nasi yapalim diyor. boya kokusu beyninde kisa devre yaptirmis durumda.Yanda ki koltukta kirkli yaslarinda sismanca bi kadin dibi geldigi icin (dibi gelmek: sacinin yarisinin siyah yarisinin sari olmasi) saclarini boyatmis boyanin yeterli olgunluga erismesini bekliyor. Dipli kendisine dogru hamle yapan her ciragi “daha tutmamistir” diyerek savuruyor. Bu savurmalar sirasinda boya kokusu dalga dalga katlanarak uzerine geliyor. Kuafor tekrardan “hanimefendi ne olcakti sizin” diyor. Suratin da cok mesgulum litfen ifadesi var. Daha onceleri kuaforde hareketli fon nedir bilmedigi icin hor goruldugunden (-saciniz nasi olsun?,- iste fon cektircektim,- nasi fon?,-nasi nasi fon, fon iste – hareketli mi hareketsiz mi, -…., – evet hareketli mi? -fon cektircem ben, fon) Koltukta oturan sorunun cevabina onceden calismis enseden topuz istiyorum diyor. Eger 23 yasinda ve rofle ile balyajin farkini bile bilmiyorsaniz kuaforde derdinizi anlatmak gercekten zor olabiliyor. Ensede topuzun allah vergisi olarak duz fonlu sacla dogdugu icin kuaforle pek isi olmamis,ve 6 ayda bir sac kestirme adi altinda ugradigi kuafor seanslarindan da bu konunun lugatini yeterince ogrenenemis durumda.

Dakika 12.Kuafor masalayip mi yapayim diyor. “Maşa” diyor icinden son 5 sene de meshur olmus ve artik dogu bankta 29 liraya bulabileceginiz bu alet sac yakma ozelligi ile sac kivirtiyor tamam diyor olur. kuafor cevabi beklemeden saci “maşa” ile masaliyor . Az sonra diplinin Boya kokusuna, ensede topuzun yanik sac kokusu karisiyor. Dipli kendisine manikur yapan kadina (manikurcu: tirnaklarin terbiyecisi) en son gittigi altin gunune gittigi evdeki cavidanin evinin pisligini anlatiyor. Cavidansa bi kosede suclu bir sekilde kivrilmis utanc icinde gozyaslariniz iceri akitiyor.

Dakika 24.Kuafor sacina yaklasik milyon milyar tane tel Toka kullanmis durumda, ilerde evin en beklenmedik yerinden cikacak bu tokalar adeta bi yapinin kolonlari gibi saci destekliyor. Ve evet birazdan ensede bir topuz sekillenmeye baslamis. Dipli cavidanin pisiligi gecmis kocasiyla olan iliskisinin ne kadar kotu oldugunu anlatiyor, cavidanin kocasi onu aldatiyor diyor hemde genc bi kizla. Cavidan dayanamiyor kendini yerlere atip agliyor. Ensede topuz kuafor kafasina mimari acidan bi milat olacak yapiyi dikerken cavidana cok uzuluyor sirtina pit pit vurup “uzulme cavidan abla birak sen o adami sana bizim ayhan abiyi aliriz” diyor. Kuafor kiziyor “kipirdamayin litfen”. Dipli kendinden gecmis bi sekilde kendinden daha zayif olan cavidanin aile hayatini herkese anlatmaya devam ediyor. Diplinin her lafi cavidanin suratinda bir sag bir sol krose olarak patliyor. Dipliyse cavidani bu kadar kolay birakmiycak. Cavidanin cocuklarinin basarisizligindan, oglunun is bulamamasindan bahsediyor. Cavidan az itibariyle nakavt olmus durumda. Ensede topuz cavidanin suratina su dokup , kendine gel sampiyon diyor ama dipli cok acimasiz.

47. Dakika .Topuz yapmak bu kadar uzun surebilir mi? Acaba kuafor topuz yerine alcipandan kafasina kat mi cikiyor? Babam nicin bu kadar guzel pasta yapiyor? Ensede topuzun aklimda deli sorular. Dipli cavidani nakavt ettigi icin artik muge anlinin son programini anlatiyor. Cavidansa icerde koltuga uzanmis dinleniyor. Ensede topuz bayginlik gecircek.Lanet gelsin sana evlenen arkadas hayir madem evleniyorsun, nikahini yap dugun ney diye dusunuyor icinden. Tam artik bitti mi diyecekken kuafor bitti diyor. Ensede topuz yaptigi 8. Dunya harikasiyla ilgili yorum almak isteyen kuafore donup tesekkurler, borcum ne kadar diyor. Kuafor bozuluyor.

dakika 50. disari cikiyor. Boya kokusu akcigerlerinden ciksin dige Derin derin nefes aliyor. Cavidana “dugune gelcen mi abla ” diyor. Cavidan “ayhan gelcek mi” diyor.

Hayaller

Sıkıntıdan ölen ilk insan olabilir. Annesi burda olsa sıkı can iyidir kolay çıkmaz esprisini yapardı (Arkadas yemin ediyorum,bi bu laftan bi de ütüden kaçış yok;ne kadar farklı, ne kadar uç noktada biri olursan ol, zamanı gelince sende kendınden kucuklere dıyorsun adeta nesılden nesıle aktarılan bi mit, bi kültür ögesi) .Yaklaşık 23 dakikadır aynı tavana bakıyor. evde kimse yok. kendinde kuvvet bulsa dışarı çıkcak. günlerdir evde. ilk zamanlar mezuniyete heyyo teması ile bakarken, şimdi işşizler ordusunun bir neferiyim diye dusunur olmuş. Aslında hiç bunun başına gelecegını dusunerek girmemiş okula ama sadık bi nefer olma yolunda kosarak ilerliyor. tavandan sıkılıyor ve birazda pencereye dogru neticesini döndürüyor. Telefonu ötmeye başlıyor. Yataktan zıplıyor. Masanın yanına gidip telefonu acıyor.

içinde ki tüm özgüveni toplıyor ve En dinamik, en ekip çalışmasına yatkın ve en kurumsal şekilde ‘Alo’ diyor. ama prezentabl alo karsı tarafın kurumsallaşamamış ‘kızım nerdesin sen be kaç gündür’ cümlesine çarpıyor.bu küçük carpışma prezentabl alo nefere hayal kırıklıgı olarak geri dönmesiyle sonlanıyor. dinamik’ya burdaydım ben de firmalardan falan aradılar sandıydım’ diyor. Ses ‘ hani dönmediler mi sana ‘ diyor. dinamik uzun zamandır iş arıyor. etrafında ki herkes iş bulmuş hayatını yoluna koymuş. mevzunun nereye geleceğini biliyor. Ses ‘ kızım ne ugrasıyorsun anlamıyorum şimdiye açmıştın eczaneni’ diyor.

Dinamik bıkkın. içerden elinde bi avuç çekirdek beyaz perugu ile adam smith geliyor. dinamigin mezuniyetten beri sorulan bu soru içini kemirmiş durumda. adam bi yandan kabukları yere tükürürken dinamiğe ne oldu diyor. dinamik ‘ hayatım boyunca asla kendi kararlarımı kendim vermedim. ciddi anlamda sorumluluk almadım ve sorumluluk kelimesinden huylanan biriyim. şimdi bu kadar önemli bir karar vermem gerekiyor. öyle bir karar ki tüm hayatımı etkiliyecek. Sanki beni yüzme bilmeden okyanusun ortasına atmışlar gibiyim. eczanenin sorumluluğunu nası alıcam bilmiyorum, eczane işletmek, insanlarla uğraşmak kolay şey değil. özel sektöre girsem özel sektör beni çigneyip yere tükürür. keske okul hiç bitmeseydi. Adam acaba o kabukları yere tükürmesen mi?’ diyor. Adam gülüp biz büyüdük ve dünya kirlendi diyon yani diyor. dinamik ters ters bakınca adam bu sefer “(Her birey) kendi çıkarı peşinde koşarken, sıklıkla, katkıda bulunmaya niyetleneceğinden çok daha etkin olarak topluma katkıda bulunur. öyle düşün kızım diyor.

Ses ‘shht ne oldu niye konuşmuyon diyor. dinamik ‘ dalmısım ya, kızım o kadar okudum firmaya girip ilerlerim işte biliyorsun ona göre çalıştım ben’ diyor. ses ‘alla alla nesse ya ben seni sey için aradım yarın aksam arkadaslarla bulusuyoruz haberin olsun’ diyor.peki diyor dinamik. Daha sonra Ses onu esir alıyor telefonda yarım saat; hayatının ne kadar mukemmel oldugunu, işini ne kadar sevdiğini ve gelinlik modellerine baktıgını ama karar veremediğini anlatıyor. keşke sıkıntıdan ölseydi. dinamiğin hayatında hiç bisey dogru gitmezken (aslında gitmiyor neferin hayatı durmuş durumda) Sesin bu kadar neşeli neşeli konuşması onu boğuyor. sürekli aaa ne güzel diyor, onaylıyor. Adam bu arada mutfaktan aldığı mandalinanın kabuklarını soyup yere atıyor, dinamik içinden irlandanın çingenesi seni diyor.adam dinamigin kendisine baktığını görünce tasarruf geciktirilmiş bir tüketimdir. Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır. Smith’e göre bir ülkenin sermaye birikimi arttıkça zenginliği de artar diyor. dinamik ne alaka olum, git temizle oraları diyor. Sesin anlatacak birseyi kalmayınca sen ne napıyorsun baska diyor. dinamik hiç evde oturuyorum diyor. biraz daha konusup telefonu kapatıyor.

Üstünü giyiniyor.çantasını toplayıp atkısını eldivenini giyip evden çıkıyor. Kulagında müzik duraga gidiyor. az sonra otobus geliyor. ögle saati hava buz gibi otobüs boş sayılır. oturuyor. kafasını cama dayıyor. cam buz gibi. otobus bı baska durakta duruyor. ınsanlar bınmeye baslıyorlar. birazdan yanına dag gibi bi kadın olan julia child oturuyor. dinamik julia ile Durakta iniyor. montuna daha da sarılıp her modern kadın gibi julia ile kendini alışveriş merkezine atıyor. modern dunyada kafa karısıklıgını en iyi alısverısle geçiyor. öyle diyorlar daha çok al daha çok mutlu ol. dinamik ve julıa paşabahçeye giriyorlar. burası o kadar güzel ki günlerce burda kalabilirler. julia tasarım cay bardaklarına kosuyor. dınamık julia’nın peşinden gidip ona ‘ bak bunlar türk işi gördüm mü, ajda bardak bu buda sibel can diyor. julia titrek, tiz sesiyle çok güzelmiş diyor. ikisi tasarım borcamlara, şarap bardaklarına bakıyorlar. dinamik aslında modern kadının yemek yapmayı sevmemesi lazım diyor. julia kahkaha atıyor. ölçü bardaklarına içi giden dinamiği inceliyor.az sonra gene aynı dinamik dönen pasta sehpasını görünce kendini kaybediyor. julia dinamige “Find something you’re passionate about and keep tremendously interested in it.” dinamik ben yemek yapmayı çok seviyorum diyor ama ne biliyim sonuçta her gün aynı şeyleri pişiyorsun diyor. julia “You’ll never know everything about anything, especially something you love ” and diyor “Until I discovered cooking, I was never really interested in anything.”. dinamik valla mı? yani sence bende ne biliyim bu işte çalışabilirmiyim diyor. “…no one is born a great cook, one learns by doing. dinamik dag gibi hükümet gibi kadın olan julia ya sarılıyor çok sagol diyor ve pasta sehpasını alıp kasaya gidiyor.

Dukkandan elinde çok şirin bir kutu ile cıkıyor. arkasından kırmızı pofuduk montlu bır kız sesleniyor. dınamık arkasına donup bakıyor. üniversiteden arkadası. kahve içmeye oturuyorlar. pofuduk heyecanla ne yaptın iş bulabildin mi, ben bulamadım çok canım sıkılıyor bu konuya diyor. dinamik sıkı can iyidir kolay çıkmaz diyor diyor. julia ve adam gülmeye başlıyorlar.

go go go power rangers

20130914-135143.jpg

bir kurban bayramı sabahında, bir annane; 4 yaşındaki bir çocuk aynı boyda olan, kısa siyah saclı, hep gülen suratlı zenci bebeği; torununa hediye etti. torun bebeği istemese de annesinin göz belertmesi( gözler ve kaslar alna yaklastıkca aksam terlik yeme ihtimalinin artar) sebebiyle anneannesine bunu söyleyemedi. Teşekkür edip bebeği almak zorunda kaldı. Yaşına göre hayli olgun bu hareket kendisini aksam terlik yemekten kurtardı. torun daha sonra bebeği görmiyeceği bir yere bırakarak, kurban curcunasına kendini verdi. eller öpüldü,yemekler yendi, kahveler içildi, kahkahalar atıldı. Aksam oldu eve donme saati geldi. anneanne evinden cıkarlarken ,başka bir torun bilerek içeride unutulmuş zenci bebegi ‘aaa unutmussun içerde’ diyerek esas toruna iade etti.annesi hemen gözlerini gene saç sınırına getirdi. Bebekten kaçış yok. Eve gidildiğin de hediyeyi veren eve her geldiginde hediyesini görmeli denerek bebek ,torunun yatagının karsısındaki dolabın ustune oturtuldu ve böylece torunun çileli saatleri başlamış oldu.

Torun dişlerini fırçaladı ve yatagına gitti. annesi gelip üstünü örttü ve kapıyı kapatıp gitti. Torun sıcakladı. Üstünde renkli kuzular olan yorganı açtı. O sırada babasının holun ışıgını açmasıyla ışık, surekli gülen zenci bebeğin suratına vurdu. Torun ile zenci bebek göz göze geldi. zenci bebek kısa yolunmuş gibi duran saçları,yanali kiyafetleri, donuk gözleri ve dolgu yanaklarıyla az once vahsi bi hayvan tarafindan saldiriya ugramis gibiydi. Korkunctu. Torun o anda yapabileceği tek hareketi yaptı ve kuzulu yorganı kafasına kadar çekti. torun artık güvenli bölgedeydi. Yorganin alti cok karanlikti ve butun gun cok yorulmustu. gözlerini kapadı. yorganın altında ne kadar kaldıgını bilmiyordu ama bir ses artık güvendesin dedi. torun kafasını çevirdiğinde tüyleri kırmızı bir kuzu gördü. Torun dısardaki tehditten daha çok korktugu için yorgandan cıkamadı ve sen kimsin dedi. kırmızı kuzu biz kuzu rangers ‘larız dedi. o sırada sarı,pembe,yeşil ve beyaz olmak üzere 4 farklı kuzu ortaya çıktı ve kırmızı kuzu devam etti biz zamanında kurbandan kacan kuzulariz ve şimdi sana yardım etmek için burdayız. torun ‘hani pazarda satılan renkli civcivler gibi misiniz yani dedi. kırmızı kuzu biraz bozuldu sonucta elleri satırlı kasaplardan kaçtıktan ve kuzu rangers diye grup kurtuktan pazardaki civcivlere benzetilmek hoş değildi. tam cevap vermek için agzını actıgında yorganın dışından tak tak tak diye sesler gelmeye başladı. sanki biri kaloriferi birseyle vuruyordu. Beyaz kuzu (grubun en normalı) orda seni beklıyor dedi toruna. torun iyice küçülerek yorgan ile bir bütün oldu. torun kuzulara ‘ ya siz bisey yapamazmısınız gidip dövüşsenize onla dedi. yeşil kuzu suratında en gaz verici bi ifedeyle ‘meee’ diye bagırdı. pembe kuzu ‘aman ne komık’ dedi.sarı kuzuysa toruna bak ne yapcam sana dedi, bi anda saga sola sallanmaya basladı adeta hareket eden bi yastık gibi. konunun dagıldıgını hısseden kırmızı kuzu ‘ tamam kuzu rangers lar. sarı ve beyaz siz öncü olup bebegi oyalıycaksınız. pembe sen tak tak sesiyle ilgilenceksin ben ve yeşil bebegın ısını bıtırcek son darbeyi yapcaz dedi. daha sonra go go go kuzu ranger diye bagırıp yorganın altından çıktılar. torun gözlerini açtı.

yorganın içi cok sıcak olmustu. torun nefes alamamaya başladı. 5 yıllık hayatı burda sona mi erecekti? kafasını dışarı cıkarmak zorundaydı. tak tak sesleri devam ediyordu. içinden dualar ederek kafasını yorgandan cıkardı. Holdeki ışık çoktan sonmustu. şimdi oda zifiri karanlıktı. bebek her yerde olabilir. hatta o donuk gözleriyle torunu izliyor olabilir ve torunun boş bi anını kolluyor olabilirdi. kuzulardan iz yoktu. sanırım zenci bebek onları yemişti. eger 5 yaşındaysanız ve bir oyuncak tarafından yorgana hapsedildiyseniz ve anne babanızı sizinle dalga gecicek ( zamanın da torunun barbie bebeklerin canlı oldugu yonunde bilimsel arastımalarını (5 tane barbie bebek alınır, cember olacak şekilde dizilir ve hangi bebegin nerde oldugu ezberlenir ve evden cıkılır ama ne yazık ki torun genel de eve dondugunde yerlerını unutmus olur) tüm sülaleye anlatmıslıkları vardı.) diye cagıramıyorsanız hayat gercekten zor olabılıyordu. torun derin bi nefes aldi ve gene kafasını yorganın altına soktu ama bu sefer yorganın altından temiz havaya dogru bi tünel acarak burnunu tunele soktu. artık yorganın altında saatlerce kalabilirdi. etraf cok karanlıkti. Torun cok yorgundu . gözlerini kapatti.

birazdan gözleri tekrar acti. biri üstünde ki yorganı açmaya çalısıyordu. torun o kadar kolay pes etmiycekti. bi anda cıglık atıp bi yandan tekme bi yandan da yumruk savurmaya baslıyordu. o sırada biri oğlum ne yapıyorsun dedi. annesi gelmişti. kabus mu gordun dedi ve ısıgı acti. torun kafasını yorgandan cıkardi .bebek hala aynı yerdeydi. Torun icinden erken davranmis annem odaya girmeden yerine gecmis dedi. Annesine ise yok ne kabusu çok sıcak dedi. iyi dedi annesi tam ısıgı kapatıcakken torun anne bn bu bebegi yarın babaneme de göstermek istiyorum, kapının yanına koysana unutmayalım dedi ( simdi yandin zenci bebek ).annesi peki dedi. bebeği alıp ısıgı kapatti. odadan cıkti.

torun kazandi. bebek yarın babanesinin evinden asla buraya donmıyecekti. yarın bebegı babanesının devasa kavanoz cekmecesinin en dip kısımlarına 1986 yılında cıkan cıcıbebe kavanozunun yanına yerlestırecekti ve bebek sonsuza dek orda kalacakti. içinden yarın giderken evın yolunu görmesin diye gözlerınıde kapatırsam hiç bi zaman geri gelemez dedi. gözleri kapanıyordi. bu sırada yeşil kuzu ‘ ne yaptın’ dedi. torun nerdeydınız sız dedi, sarı kuzu 5 tane barbie bizi esir aldı ellerinden kurtulamadık, seninle bi meseleleri varmis dedi. torun içinden evet, yarın görür onlar dedi.

Köpek baligi mi lan o?

20130911-231834.jpg

Yarım saattir uzandigi plaj semsiyenin altindan can kurtaran sandalyesi ile oyun oynayan çocukları izliyordu. Yerden 6 basamak yüksekte oynanan bu heyecanli oyun (eger 4 yaşında ve 100 cm’seniz babanin boynunda dolaşmak, yatakta zıplamak gibi sizi yerden yükselticek her oyun heyecanlidir.) cankurtaranın yerine gelmesi ve cocukları kovalamasıyla sonlanıyor. 3 gundur bu tatil koyunde ( tatil koyu; insanlarin aylar oncesinde ucak biletleri ve kalicagi yeri rezervasyon yaparak, kendilerini acik bufe-havuz-animasyon ucgeninin kollarina birakarak adeta birer malak gibi gunlerini gecirdikleri tesislerin tumu ) pinekliyor. İlk gun tesise girerken ‘butun gun guneslencem ooo yeaaa ‘ olan dusuncesi 3. Gunun sonunda gunes yanigi olmasiyla kendini ‘lanet gelsin bu nasi gunes nasi sicakliga’ birakiyor. İnsan dogasi geregi bir gun sevdigi biseyden ertesi gun nefret edebiliyor.

Yanindaki kız semsiyenin altinda oturan yanigin, aksine gunese come to me bro dercesine gunesin alninda yattıgı yerden zorla dogruluyor ‘hadi suya girelim’ diyor. Yanik adeta sicak kayasini birakmak istemeyen bir bukalemun gibi ‘ yok’ diyor ‘yandi her yerim’ .kız ofluyor korkmana ne gerek var anlamıyorum diyor ve iskeleye dogru yurumeye basliyor. kız uzaklaşınca yanık ‘ ne korkucam kızım ‘ diyor. Aslinda yanığa göre suya girmemesinin nedeni gunes yanigindan cok sudan tiksinmesi. Bu tiksinme huyu kucukken kendisine bir deniz gozluguyle havuza girdiginden ve havuzda kucuk kivircik killar, beyaz pislikler, siyah saclar gordugu gunun hediyesi (Kim bilir belkide deniz gozlugunun havuz gozlugu olmamasinin bir nedeni var.) . Yanığın havuzdan tiksinmesi zaman içinde denize ve küvete girmemeye evrilmiş. Aslında kokmayacağını bilse dusa da girmezdı deodorant ile hayatını idame eder ve bunu yaparken de bir gram pişman olmaz. (yanıkta, erkeklerin genelinde olan kotu kokuyu deodorantla bastırma zihniyeti (bu düşünce tarzı ile otobuste, metrobuste, mınıbuste ve bir fiil toplu taşıma araclarında tanışmanız mümkün) vardı. Zamanında yanık; ter kokusundan, dolapta durmaktan kokan yazlıklara yada rutubet kokuyor diye okuldaki dolabın içine bile deodorant sıkan bir insandı. Aslında bu kadar cabuk pis seylerden tıksınmesi ve gene temizliğin simgesi olan banyodan da tiksinmesi tam bir paradoks. neyse ki kızla tanıstıgından beri düzenli dus alan bi insan)

Az sonra iskeleden kız bir balik misali denize atliyor ( bundan sonra balik olacak adi ). iskelenin uzagında tekrara gözüküyor. dubalara dogru yüzmeye başlıyor. 3 kulak atıyor sag taraftan nefesten veriyor, 3 kulak atıyor soldan nefes alıyor. balık dogal ortamına girdiği için elleri ve ayaklarında martı ayağı gibi perdelenmeler var. Yanık içinden ‘yoksa normal insan yapmaz’ diye düşünüyor. Balik dogal ortanina girdigi icin cok mutlu. biraz sonra suyun içinde taklalar atlamaya başlıyor. suyun içinde takla atmak herkesin harcı değil, bu hareketi yaparken burun ve kulaklarınızı kapatmanız gerekir yoksa su kaçar. ama dediğim gibi balık dogal ortamında. artık burnundan degıl, boynundaki solungaclardan nefes aldıgı ve kulak zarından degıl suyun tıtresiminden ses dalgalarını aldıgı ıçın işi rahat. balık tüm bunları yaparken yanık hala aynı yerde uzanıyor. Yanıgın canı sıkılmış.

Balık sahile geri dönüyor , sudan cıkmadan yanığa ‘ valla su çok güzel gelasene’ diyor. yanık ‘sırtım falan çok kötü’ diyor. balık yanıga gel demekten bıkmış bir sekilde deniz gözlüğünü atsana diyor. yanık ‘ aha akrabalarını ziyarete gitcek ‘ diyor içinden . atıyor. balık gözlüğü alıp acılıyor. yanık balığı izlemeye devam ediyor. Balık suyun içine dalıp çıkarak ve su dalgaları aracılığı ile akrabalarıyla konusuyor. yanık içinden gitsem mi ben de diyor. sabahtan beri kalkmadıgı için derısının yapıstıgı sezlongdan yavasca kalkıyor. deniz gözlüğünü alıyor ( arka fon : eye of the tiger) balık bu sırada baya baya acılıyor. yanık su an denize bir ayak mesafesinde. yavasca ayagını uzatarak adeta bir bayram sabahı reklamı (kent) gibi hasreti bitiriyor. ilerliyor. Balık az ilerde buyukannelerınden biriyle konusmaya devam ediyor. su boyunu coktan geçmiş. yanık deniz gözlüğünü takıyor. derin nefes alıyor ve belki de 8 yaşından beri ilk kez dalıyor. (yanık en son neden 8 yasında dalmıstı. Çünkü o gece anneannesinin (sorumluluk sahibi anane örnegi) yazlığında hem deep blue sea hemde piranalar filmini izlemişti. kendi evinde olsa annesi böyle bişey için etlerini yolabilir.)

Suyun altı bulanık. suyun ustunde balıgı gorebilirken, suyun altında balıgı göremiyorsun (witchcraft). dogruyu solemek gerekirse o kadar bulanık ki 10 metre oteni göreniyorsun. Yanık balık gibi evrilemediği için kulakları ve burnu hala duruyor. suyun içinde tek duyduğu ‘huuuuuuuu’ sesi. Aklına 8 yasındayken izlediği deep blue sea filminde ki jaw’sın (allah belasını versin o hidrolik robotun ) güler gibi duran agzı, göz bebeksiz nereye baktığı belli olmayan gözleri ve devasa dişleri geliyor. (ve gene allah belasını versin ki ) o filmde köpek balığını zekileştirip sulara salıyorlar daha sonra hayvanda bilimadamlarını tek tek avlayip Parcaliyordu. saniyenin binde birinde bunları dusunurken huuuuuu sesi sanki artmaya başlıyor. yanık sanki bisey yaklaşıyormus gıbı hissediyor. O sırada ayağına birseyin dokunduğunu hissediyor.

Kafasını sudan cıkarıp ‘ allah allah’ diye bagırarak kıyıya dogru kosmaya basladı. aslında kosması degıl yuzmesi gerekir. karada cok efektıf olan bu savunma denizin orta yerinde yanıgın daha cok batmasına ve su yutmasına neden oluyor. yanık su yuttukça panıklıyor, panık yaptıkca su yutuyor. yanıgın kafasının içinde olan dev kopek balıgı yanıga yaklaşıyor. gerçi su an filmdeki kopek balıgı kendısının bu halını görse acıyıp tamam be abicim dokunmiycam amma korktun deyip, yüzgecleriyle yanıgın sırtına pıt pıt hareketini yapar.

Bu arada Balık yanıgı goruyor ve cok seviniyor.yanına dogru yuzmeye baslıyor. Yanık hala panık. Baliksa bundurumun farkinda degil. Kiz yanına gelince yanık kizi köpek balıgı sanıyor ve yapıcak hıc bıseyı kalmayan her ınsan gıbı kopek balıgının(aslında kızın) boynuna sarılmaya calısıyor ve kizi da batırıyor.kiz kafasını sudan çıkarmaya çalişıp yanıgı itiyor. neyse ki kiz dogal ortamında, hemen kayganlıgını kullanıp yanıgın kollarından kurtuluyor. ama bu kurtulma uzun sürmüyor. yanık köpek balıgını (kızı) tekrar yakalıyor. yanık kopek balıgı kendisi yakalamadan yakalamaya calısıyor. Her ikisinde de panıgın yerını caresızlık bırakmıs. bu sırada yanık bi ses duyuyor, kopekbalıgını (kızı) bırakıyor. kız kafasını cıkarıp öksürmeye, hızlı hızlı nefes almaya başlıyor. ses cankurtarandan geliyor.

yanık suyun içinde kıyıya dogru kosuyor. ayakları kumla bulusuyor. (Ek 1 sinematografik sahne:yanık dızlerını cöküp rabbim sana şükürler olsun diyor.) .Şezlonga gidip havlu alıyor ustune . az sonra sudan burun kulak ve ellerı ile normal bi kız çıkıyor. Kız yanıgın yanına geliyor. kız sinirli. az önce 3 senelik sevgılısı tarafından 1.90 ‘ı gecmeyen suda bogulmaya calısılmış. Yanık kız görünce köpek balıgı sandım seni diyor.Kız kendini tutamayıp hasta mısın sen kopek balıgı ne arar burda diyor, boguluyordum neyse yukarda hesaplaşıcaz senle. kız yuruyup uzaklasmaya basliyor. yanık hizlica esyalarını topluyor ve icinden allah belasini versin kopek balikli filmlerden beslenen hollywood’un diyor.kizin pesinden odaya gidiyor.

20130911-203452.jpg

Sevmek kadar katlanmak da gelir elimden

Telefon çalıyor. Kadın ofluyor. Açmasa mı? ilişkileri can çekişiyor.alo diyor. Telefonun diğer ucundaki adam ‘seni çok değişik bir yere götürcem hadi hazırlan aşagıda bekliyorum’ diyor. Kadın peki, geliyorum diyor.telefonu kapatıyor.Kadın gene ofluyor. Adamın daha önceleri de değişik yer diyerek bir curcuna, huqqa, suada bekleyen kadını kebapçilar, nohut pilavcılar, işkembeciler götürmüşlüğü var. Kadın tasarım koltuklarda oturup mohito içmek isterken, adamın bu kadar üzerine çiçekli minder baglanmış bambu taburelerde çay içmek istemesi kadının canını sıkıyor. Kadının canının sıkılması demek ilişkilerinin sonlarına bi adım daha yaklaşmaları demek. Adam bunun farkında değil (seninle bir sey konusmak ıstıyorum). Kadın eşofmanını giyiniyor. Kadının daha önce suadaya gidicem diye giydiği kıyafetlerle evlerinin 2 sokak otesindeki kokoreççıye gitmişliği yada luca’ya gitcem derken kendini ateştugla da bir dürümcü de buldugu zamanlar oldugu için gece kıyafetlerini saga sola dagıtmış durumda.Tüm dolabı devasa bir esofman koleksiyonu aslında. Hafif bir allık sürüp, saçlarını at kuyruğu yapıyor. Çantasını alıyor. Kapıyı kitleyip asagıya iniyor.

Kadın arabaya binince adam ‘ 45 dakika oldu nerdesin ağaç oldum’ diyor. gülüyor. Kadın birsey demiyor (sadece 15 dakika oldu, kadınların erkekleri çok bekletmesi temalı esprileri her seferinde yapmasan keşke). ilk başlarda truf yagı ile zenginleştirilmiş kremali yaban mantarı çorbasıyla başlayan ilişkileri ‘ustam yengeyle abiye çok acılı bi kuru çek’ tadında devam ediyor. Adam devam ediyor ‘ çok otantik bir yer buldum’ diyor. Kadın gene cevap vermiyor(lanet gelsin otantik yerlere). Adam da zaten onay beklemiyor ve ‘etleri Ocakbaşın da pişiriyorlar, kebaplar ta tabakta değil kağıt servis üstünde geliyor’. Adam susuyor. Onay bekliyor. Kadın ne güzel diyor(lanet gelsin ocakbaşılarına). Masaya oturuyorlar.Adam montunu ve posetını yan sandalyeye koyuyor. Kadınsa montuyla otuyor. adam sıcaklamayasın diyor kadın usuyorum diyor. disarda kar taneleri bir bir gokyuzunden dunyaya duserken, adam onden lahmacun ve içli köfte sipariş ediyor ikisine. daha sonrada kebaplara geçiyorlar. Arka fonda ibrahim tatlısesten ‘urfanın etrafı’ calıyor. Kadın ibrahim tatlises her gezme ceylan dediginde daha da iştahlı kebaba sarılan adama bakıyor. Kebaplardan akan yaglar adamın bileklerinin çeşitli noktalarından kagıt servise damlıyor. Kadının kafasının içinde ise Beck’ten everybody’s gotta learn sometimes çalıyor. Bu kadar farklı hayat görüşlerine sahip olduklarına ragmen birlikte olmaları dogru mu, yarın öbür gün yaslandıklarında bu farklılıklar canlarını daha da sıkmıycak mı. Kadının kafasında deli sorular (duduf say hello to gelecek kaygısı). Beck’in solisti Change your heart, look around you , Change your heart, it will astound you diyor , bu sırada dikkatlerin dagılmasına bozulan ibrahim tatlıses Beck’e dogru bi hamle yapıp Gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar, Anandan babandan yardan ayrı koyarlar diyince butun grup kacışıyorlar.

Adam ‘ ne oldu’ deyince kadın irkiliyor. ‘dalmışım’ diyor kadın. Adamın kollarından hala yaglar akıyor. Kadın pecete veriyor. Adam bıtırmıyceksen taliplisi cok kebabın diyor. gülüyor. Kadın kafasıyla olur diyor.Kadın yıllar içinde adamın evrilip herkesin tabagında kalana göz dıken babalardan birine donusmesinden korkuyor (Etin en güzel yerini bırakmıs bu cocuk ilik candır be). Adam kadının kagıdını onune cekıyor yemege baslıyor. Artık adamın kollarından asagıya akan yaglar baharatlarla karısmıs ve adeta bı kara yolları harıtası ızlenımı veriyor. kadın bıtırdıysen kalkalım diyor. adam ellerini pevceteye sılıyor. kadın yıka ıstersen diyor, adamsa gerek yok hallettım diyor. kalkıp Hesabı oduyor adam. çıkıyorlar.

Arabaya yuruyorlar. Kadın seninle bırsey konusmak istiyorum diyor. adam evet diyor, kadın nası soylıycegını bılemıyor . Adam bu arada unuttum geldigimizde sana vermeyi diyor. kadına posetı veriyor.kadın acıyor İçinden oktay rıfatın yasayıp ölmek ask ve avarelik üstüne şiirleri kitabı cıkıyor. ilk baskı.Kadın cok uzun zamandır bu kıtabı arıyordu. yanda oktay rıfat seviyor kız seni diyor. Kadın utanıyor.adama sarılıyor. Adam da yaglı ellerıyle kıza sarılıyor. Adam sen ne diycektin diyor. Kadın künefe yesek mi diycektim diyor. Adam ‘ ya yemin ediyorum sımdı aklımdan gecirdim , su sokagın sonunda deli kunefe yapan bı yer var’ diyor. sokaga dogru yurumeye baslıyorlar. Arkada Beck’in solisti ve oktay rıfat ellerinde bir tabak kahkeyi yerken görülüyor. oktay rıfat kafasını kaldırıp ‘sonra yağmurlar başladı, gitti cambazlar, silindi çadırların yazısı ovadan’ diyor.

NŞA

Tenefüs zili çalınca ufak tefek kız, dev gibi çocuga ‘acıktım’ dedi. normal şartlar altıda (n.ş.a ‘da) ufak acıktım komutu verince dev onu kantine götürür ve tost alır, ufak tostun 5 te 1’ni yer geri kalanını deve verir (Aşşkım çok doydum :m ) ve bu döngü günde 5 sefer devam eder. aslında dev’in dev olmasının nedeni bu (bu döngü de ufak günde 1 tost yerken, dev 4 tane yer). Devin hayatına ufak girdiğinden beri ilk başlardaki normal insan boyutunda olan dev zamanla bu hale evrilmiş. Ama bu sefer farklı devin bugün hiç çalışmadığı bir edebiyat sınavı var. Ufagın beslenmesiyle oyalanacak zamanı yok. Dev çalışmasi ufağı kaale almayarak Ebulgazi Bahadır Han’nın eserlerini ezberlemeye çalışmaya devam ediyor(şecere-i terakime ,şecere-i … AŞŞKKIMM) . Devin ezberini acı bir aşkım sesi bölüyor. dev gene de cevap vermiyor.ufak devden beklediği tepki gelmeyince ,dudağını bukerek, elleri karnında ve sesini 6 yaş sesi yaparak ‘çok acıktı karnım ‘ diyor. Dev ufağa dönüp ‘canım ders çalışmam lazım, sen git’ diyor ve dikkatini gene Ebul ‘a veriyor.ufak Devin ebul’a kendisinden daha fazla ilgi göstermesine bozuluyor.pes etmiycek. Dudagını biraz daha büzüyor ‘litfennnn’ diyor. Dev ofluyor. Ebul deve dönüp ‘abi git valla ya yenge beklemesin, sen gelince biz o eserleri aramızda sey yaparız’ diyor.Dev daha sonra eserleri şey yapabileceğinden emin değil .Fakat ufak gözlerini belertebilecegi kadar belertmiş suratına bakıyor devin. Ebul gene ‘git abi yenge beni korkutmaya başladı ‘Diyor. Haklı, ufak sevimliliğin sınırlarını zorluyor.bu sırada yan sayfada ki Babür şah (Babür) ‘tabi oğlum ya, git bişey yok halledersin sonra, kız kör kalacak git ‘diyor.

Dev ‘tamam hadi gidelim’ diyor. kitabı yanına alıyor. Ufak sevinçten havalara zıplıyor.Dev bıkkın. Kantine iniyorlar.Kantinde dikey değil de, daha ziyade yatay uzanan, arkadakinin öndekine abandığı bir kuyruk var. Dev bu ilişkideki erkek olarak yatay sıraya girmek zorunda, ufağa sen git al ben burda kitabı okuyayım dese ufağın gözlerinin belerip yere düşmesinden korkuyor.kitabın içinden babür ‘ oğlum git al be , 5 dakika sürmez’ diyor. Dev sıraya dalıyor. Once abanan daha sonrada abanilan olan bu kuyrukta herkes ekmeginin ( tostunun )pesinde.

Yaklaşık 15 dakika sonra elinde tost kuruktan kan ter içinde çıkıyor .(Ve dev tostu havaya kaldırıp atam anam evine dönsem,hey kırk eşüm kırk yoldaşum, kırkunuza kurban olsun menüm başım diye bağırıyor, kitabın içindeki dede korkuttan ıslıkla karışık heyt be sesi yükseliyor.). ama devin bilmediği bir sey var. onun yokluğunda ki 15 dakika da ufağın midesi bulanmaya başlamış. evet , dev ufağı beslemekte geç kalmış. Dev ufağa tostu uzatıyor, Bu sefer gözlerini çekik yapıyor ufak ve midem bulanıyor diyor. Dev sinirleniyor. Ebul ‘ abi sakin ol ya’ diyor. dev yesene canim benim diyor. Ufak bunun bir cilveleşme olduğunu zannedip , yok yemem deyip naz yapmaya başlıyor. dev gitgide sinirleniyor. bu sınavı geçmesi lazım ve ufak onu oyalıyor. dev ‘hayatım al bi parca ye bak midenin bulanması açlıktan ‘ diyor. ufak ‘yook yemem aşkım sen ye’ diyor. iyi şeyler olmayacak. sabahtan beri susan kasgarli mahmut ‘ madem yemiycen niye çocugu getirttirdin buraya?’ diyor. Ebul ‘ abi tamam ya zaten adam gerilmiş ‘ diyor. Kaşgarlı ‘ sus bi ebul sus’ diyor. Dev tostu ufağın agzına dogru götürüyor. Vakti yok devin,15 dakika sonra sinav var. Ufak hala cilveleştiklerini sanıyor (askisi sen yee). Babür ufagin fark edemedigini, fark edip ‘oğlum yapma bak o hareketi’ diyor. ama devin elindeki tost çoktan ufağın agzına dogru tekrardan harekete geçmiş. ufak tam askim diycekken kelimeyi tamamlayamıyor ve ‘AŞŞŞŞ…’ sesi duyuluyor. devin elindeki tost artık ufagın agzında. babür,ebul,kaşgarlı hiçbisey demiyorlar.

Ufak sevimliliği bir kenara bıkarıp ‘ne yapıyorsun sen yaaa’ diyor. Ufak işin ciddiyetini fark etti. dev ‘sınava çalışcam sen bu tostu ye yukarı gel sonra’ diyor. Ufak ‘ne demek bu ya’ diyor. babür deve ‘ aferim oglum en azından 10 dakıka calısabılecekken artık hiç çalısamıycan’ diyor. Ebul ‘ duyduk geldik, abi cok buyuk gecmısler olsun’ diyor. Kaşgarlı ‘ senin kalıbını nesse ‘ diyor. Ufaksa kendini trip moduna almış. artık devin ufagı ıplemeden çalışmaya gitmesi bu ilişkinin sonu demek.Ufak ben seni oyalıyorum yani diyor hadi git hiç durma git çalış diyor. Dev olur mu aşkım diyor ama çalışmam lazım hiç bisey bilmiyorum diyor. ufak tamam ya git çalı o zaman ben seni tutmıyım diyor. Devin dakikaları azalıyor. Dev özür diliyor. Ama ufak daha bu işi süründürücek. saatine bakıyor dev,6 dakikası kalmış. Ufak al tostunuda diyor, al hadi hem yer hem çalışırsın sanki bende girmiycem o sınava diyor. Dev kendisinin 20, ufagınsa 82 aldıgı bu sınava kımın daha cok calısmaya ihtiyacı var konusunda ufakla tartısmaya girebilir fakat 4 dakikası kalmış. Ufak devam ediyor ne oldu sustun hadi gitsene hadi hadi. Ebul ‘ abi bence gitme diyor’.dev ‘ sus bi ebul sus ‘ diyor. Ufakla bir dakika kadar bakışıyorlar, ufak evet gitmiyormusun diyor. dev mecbur dev ‘yok’ diyor. ‘yok gitseydin bir de’ diyor ufak. 1 dakika kaldı. Ufak ben gidiyorum o zaman diyor. yukarı cıkıyor. zil çalıyor. sınav başlıycak . O zamana kadar hiç konuşmayan yusuf has hacip ‘ara kılkı kız tegkümçı silig, sevitür sunup tutsa birmez elig ‘ diyor. Dev ‘sen de haklısın abi’ diyor ve mecbur sınıfa çıkıyor

Ergenlere fısıldayan adam

Sene 2013

Ergen adama dönüp ‘bak bu benim istedigim ayakkabıydı’ diyor ‘hani geçen gün sana göstermiştim. Adam hayır bu değildi diyor.Ergen buydu aynı renk diyor. Ayakkabı bogazlı, pofuduk ve 800 metre oteden beri görülebilen bir bakır rengi. Ergen ‘justinde de var’ diyor, ‘repçiler hep giyiyor’. adamın hayatına castin kavramı yeni girmiş, yaklaşık 1.5 yıl önce. Ayakkabının fiyatı yaklaşık 4 kişilik bir ailenin aylık gelirinin 5 te 1 i ve Adam cocugun colugun rızkını aykkabıya yatırmak istemiyor (lanet gesin sana castin bir hay bile demediğin insanların hayatlarını ne kadar zorlaştırıyorsun). Adamın canı sıkılıyor. Adam tekrardan ‘yok bu ayakkabı değildi’ kartını kullanıyor.Ergen sinirlenmeye zaten meyilli.ergen ‘buydu tamam mı?’ diye bağırıyor magazanın orta yerinde ‘zaten hiç bir istediğim olmuyor’. Adam cümlenin başında ki tamam mı’dan çok huylanıyor, 6 sene önce paçasına yapışıp benle top oyna diyen bu ergenin bu hallerinden tiksiniyor. Bu durumu daha de öncede yaşamış. İnsanın kendi cocugundan tiksinmesi durumu.

Sene 2003

İstanbulun bir köşesindeki evde bir kadın ertesi günkü altın gününe götürmek için tavuklu börek yapmış.Böreklerden gelen dayanılmaz kokusu günlerden istediği alınmadıgı için odadan cıkmayan ergeni dışarı çıkartıyor.Saat gecenin yarısı.Ergen mutfaga gidip börekleri yemeye başlıyor.Adam uyanıp mutfağa gidiyor (Adam aynı adam,ama ergen başka ergen) .ışıgı acıyor.Ergen orda gollum misali böreklerden birini elinde tutup yerken görüyor (kıymetlimisssss) .Kadın görse sinirlenir. Adam ne yapıyosun oğlum sen diyor yemesene bu saatte yemek yenmez,annen onu yarın götürmek için yaptı yeme. Cümlenin sonu yalvarma ile bitiyor biraz. Adam kadının uyanipta börekleri bulamayınca oluşacak hiddetinden korkuyor ( allah kahretmesin sizi ne götürcem simdi).Adamınki haklı bir korku. Kadın isterse saniyede 39 kelime kullanarak 6 saat konusabilir. Ama adamın karşısında normal bir birey yok. ergen var. normal insan tamam der, elindekini agzına atıp odasına gider. Ama ergen ‘zaten lokmalarımı sayıyorsunuz,3 tane börek yedim ne yani’ diyor. ergen sesinin tonunu ayarlayamıyor.Kadını uykusu hafif. Adam geriliyor. Adam bağırma eşşekoglueşşşek diyor. şşş lerin üstüne fazla abanmış olcak zaten alıngan ve sinirli olan ergen daha da sinirleniyor.Ergen çevik bir hareketle tepsideki 15 tane böregin hepsini ısırmaya başlıyor. birinden bir ısırık alıyor ve diger bir börege geçiyor. Adam şaşkın. 5 sn sonra tepside daha küçük ve ısırılmış aynı sayıda börek var. Bi anlayamıyor adam.ergenin agzı dolmuş. çigniyemiyor. Adam ‘ne yaptın hayvan herif’ diyor. Gencliginden kalma bir çeviklikle ergene terlik fırlatıyor. ıska. ergen çoktan odasına giden yolun yarısını tepmiş. adam öbür terliginide atıyor. görmüyor ama içerden ahh diye bir bögürme geliyor. Terlik ergeni tam kadının yattığı yerin kapısının önünde yakalamis.Tiz bir ses ‘bi uyutmadınız ‘diyor birazdan. Adam şuan ergenden tiksiniyor.ergeni bırakıp 20 sine gelince alabileceği bir yer olsa keşke. ama yok.olsa bırakcak o derece kendi evladından tiksinmiş. Gozleri fal tasi gibi acilmis ,uykudan kaldirilmis Kadın mutfaga geliyor. Börekleri görünce yaklasik 3 saat sürecek ve adamı esir alacak dır dır ‘in ilk periyotuna basliyor. ergense içerde herseyden habersiz agzındaki 15 ceyrek böreği yutmaya calısıyor.

Sene 2013

Adam tecrübeli. eskiden olsa ergene alınmaz bu ayakkabı kullanışlı degil der. fakat ergenin beynini şu an hormonlar yönetiyor. Adam yok ya bu degıldı diyor. Ergen küsüyor.birazdan ‘kalkıp tamam ya zaten ben starbucks!a başvurdum, kendi paramla alırım yakında size ihtiyacım yok.’ diyor.Adam bi an ergeni starbucksta musterilere bak cafe americano cok guzel castin hep onu icer derken dusunuyor.( lanet gelsin sana castin). Ergen iyice sahlanmis bagirmaya devam ediyor. Dediğim gibi eskiden olsa ergene insan gibi açıklama yapmaya calisir ama yapmıyor. Satış görevlisine ergen sinematografik tripler atarken 43 numara yokmuş diyin diyor. Ergen biraz durulunca Adam peki diyor satıs görevlisine ‘ 43 numarasını getirin denesin ‘ diyor. kadın içeri gidiyor. birazdan geri dönüp kalmamış diyor. Adam tecrübeli ve ergen ergenlik işlerinde yeni. Ergen en uysal halıyle kadına peki diyor. Evde adama ve kadına göstermediği bir uysallık bu. adam ergene ya olmadı başka magazaya da bakırız diyor. Ergen bakarmıyız diyor. Adam tabii diyor. Cebımden seker cıkarıp içinden bürssstt diyor. Sekeri ergene sakince yavasca veriyor. Sekeride yıyen ergen uysallaşıyor. Dediğim gibi adam tecrübeli.

Okulun ilk gunu

Çok uzun zaman önce, çok çok uzak bir galakside bir Kadın çocuğa dönüp ‘okulun ilk günü heyecanlı mısın?’ diyor. cocuk elindeki telefonu bırakmadan ‘yoo’ diyor.Kadın bir an telefonu alıp ‘cocuga nasıl degılsın lan’ demek istiyor.Ama bu tarz hareketler son 10 yılda türeyen cocuk gelişim uzmanları tarafından kınanmış hareketlerden.Kadın tabi diyor artık büyük adam oldun koskoca 1B ye başlıycaksın oyle heyecan falan da neymiş diyor.Çocuk yalandan gülüyor,gözleri telefonda.

Çocuk için candy crush da bölüm atlamak okula gitmekten daha heyecan verici. Zaten son 2 senedir gittiği anaokulunu bitirince eğitim hayatına en tepedeyken noktayı koymaya planlıyordu ama şimdi adamın ve kadının zoruyla okula devam etmesi, bir de anaokulunun en büyüğü iken burada 1. sınıftan başlayacak olması canını sıkıyordu. Çocuk kadında ki heyecanı anlayamıyor.Sabahtan beri kadının yapmadığı maymunluk kalmamışti. Çocuk altı üstü okula gidiyordu. Gerci Kahvaltıda krepler,yeni kıyafetler,yeni çanta hoşuna gitti ama gereksiz şeylerdi bunlar.Karar verdi akşam gelince adam ve kadınla konuşup bu işe bir son verecekti.

Okula geldiler.Sinifin oldugu korudor da Kadın ve cocuk ögretmeni beklemeye başliyorlar.Çocuk hala telefonla oynuyor.köşede bir kadın Ağlayan kızının şaçlarına tokalarını takıyor. Az ilerde bir başka kadın aglayan bi cocugu kucağına almış susturmaya çalışıyor. Yan sınıftan da höykürürcesine ‘BABA’ sesleri geliyor. Cocugun biri babasına yapışmış adeta sınıftan adamın paçasının devamı durumunda dısarı cıkıyor, annesi ne kadar ‘oğlum baban işe geç kaldı’ derse cocuk adeta o kadar cok yapısıyor adama (Burdan da bi kısa film çıkar ‘baba beni bırakma’ oyuncular:yapıskan cocuk,bagıran anne ve işe gec kalan baba). Etrafta nerdeyse 15 tane beni burda bırakmayın Temalı bagıran çocuk var.Çocuklar sanki anne babaları bir daha dönmiyecek gibi aglıyor.

Kadın kendi cocuguna bakıyor.çocuk oralıksız. Kadın Sinirleniyor. Kadın istiyor ki çocuk anne gitme biraz kal desin, kadın da kucagına alsın bisey yok canım desin demin ki kucaga alınan çocuk ve annesi gibi bir anne-ogul duygusal bir anı yaşansın.Ama bu cocuk ona o sahneyi yaşatmıycak.Kadın şu noktada taktik değiştiriyor gelinleri kına gecesinde aglatma isimli (Kınayı getir aney,parmağın sür aney) taktigi uygulamaya karar veriyor. Çocugun elinden telefonu alıyor. Çocugun suratında niye aldın bölüm atlıyordum ifadesi var. Kadın ‘sen şimdi hiç heyecanlanmadın mı ? diyor.Çocuk suratıyla hayır ifadesi yapıyor. Kadın ‘yani az sonra tanımadıgın 15 tane çocukla tüm gününü geçireksin hiç mi paniklemedin? diyor. çocuk yok diyor.Çocukta çelikten sinirler var, kadın pes ediyor.Çocuk aglamıycak

Birazdan Kadın oğlum diyor ben gidiyim mi senin için sorun olur mu?.Çocuk yok,zaten top oynıycam ben diyor.Kadın ‘anne gitme diye aglamıycan mı sen?’ diyor.Çocuk ‘yoo niye aglıyım aksam almayacakmısınız? diyor (Kadına bu kadar fazla geliyor 7 yaşında biri için bu kadar mantık fazla). Kadın’ gidiyorum ben o zaman’ diyor. Çocuk ‘git yani zaten ögretmen de gelmedi’ diyor. Çocuk su almaya gidiyor.

Kadın sıkılıyor. Şu an herkesin cocugu yerlerde sürünüp ‘anne benı bırakma burda’ derken kendi cocugu git yani işin varsa ben takılırım burda diyor.Kadın içinden bu koca kafalı bana veli olmanın haklı gururunu yaşatmıycak diyor. Halbuki kadın 1 haftadır kendine bu güne hazırlamış. Çocuk az bisey korku emaresi gösterse eğitimin gerekliliginden girip, karne alınca alıcagı hediyelere kadar hersey anlatıcak.

Çocuk gelip oturuyor. Sen hala burda mısın diyor. Kadın gidicem şimdi diyor.Aslında içinden cocugun agzına bi tane vurmak geciyor, cocuk aglarken ‘aglama annem bak burdayım gidermiyim’ deyip duygusal bir sahne yaratmayı düsünüyor.Ama bu cocuga vursan ağlamaz döner ‘niçin vurdun bana,ögrenebilirmiyim’ der. Kadın çocugun üstünde denedigi cocuk gelisim kitaolarindan okuyup oradan ögrendiği tüm cocuk gelişim taktiklerine lanet ediyor.(Lanet gelsin seni okudugum gune),Çocugun gelişiminde dozu ayarlamamış. Kendine yeten birey yetiştirmek isterken dozu ayarlayamamış ve cocuk 70 yaşında hiç bir seye şaşormayan birine dönmüş.Kadın keske zamanında Psikolog ve Gelişim Uzmanlarını dinliyceğime iki terlik fırlatsaydım diyor içinden.Acaba ayakkabımı fırlatsam düzelir mi?.Kıyamıyor.

Kadın cocuğu öpüyor, ‘oldu o zaman ben gidiyorum’ diyor. Okulun bahcesine dogru gidiyor. Bahçede gene de ona ihtiyacı olabilir diye bekliyor. Aradan zaman geçiyor,bu arada kadın çocugu kontrol etmek için sınıfa gidip geliyor. bekliyor. Belki aglar.Aglarsa burda olcak kadın hemen koşup evladım diye sarılcak birsey yok diycek.Daha cok bekler. Son ders saati oluyor.

Ögretmen cocukları dısarı salıyor.Top oynuyorlar. Kadında bahcede cocugu izliyor. Çocugu büyük bir ciddiyetle oynuyor ve daha sonra durup 7 yasındaki diger bir cocuga ‘adam adama savunma yapın’ diyor. Diger cocuk anlamıyor saga sola kosmaya devam ediyor. Sonra cocuk kadını goruyor yanına gelip ‘gitmedin mi ya sen’ diyor.’sen eve git ben olmadı servise biner gelirim’ diyor. Çocuk diğerlerinin yanına geri donuyor.Kadınin eli ayakkabısına gidiyor.

 

 

Formul

Teletubbies’in (yada daha yaygın olarak Teletabi) , caillou’nun , pepe’nin küçük çocuklar üzerine etkisi neyse televizyondaki doktor, hastalık, şifa, hasta, zayıflama temalı her sağlık programı yaşlılar üzerine de o etkiyi gösteriyor. Belki fakultelerde bile göremiyecegimiz koskoca profesörlerin üzerlerinde ameliyat önlükleri (İnan bana bebek ben doktorum) ile katıldıkları bu programlar her yıl memleketin her kösesindeki onbinlerce yaşlıya,Bizim akademik dilde uzun süre çamaşır makinesi kapağına bakma dediğimiz izledikçe izleme etkisi yaratıyor…

Burada anlatacağım yaşlıda yaklaşık 5 senedir sağlık programları izliyor(Bu da Yaşlının sağlık bilgisinin 4.sınıf tıp öğrencisinden fazla olmasi demek). Yaşlı istese bel fıtığı ameliyatı (Bel çekme) yada yanık tedavisi (diş macunu sürmek) yapabilir.Ama ilaçla tedaviye değil, belli bir yaşın üstündeki herkes gibi bitkilerle tedaviye (Bitkilerle tedavi:altın günlerinde dost tavsiyesiyle(Hacer abla al bu yağı suratına sur on yaş atıyor cildin) aktardan alınan kotu kokulu otların kaynatılmasıyla elde edilen sarı veya yeşil,en az otu kadar kotu kokan çayla yapılan tedavi,tedavi ne olursa olsun 15 gün sürmeli ne eksik ne fazla kaynak:Türkan teyze)inanıyor.Benim görüşüm Yaşlı eğer Afrika da bir kabilede şifacı olarak yaşasa çok mutlu olabilir,palmiyeden düşen bir gencin koluna yumurtanın akını sürüp,yumurtalı kolu 2 çubukla sardığını görür gibiyim.Yasli bi yandanda afrikali gence ‘cikik bu kirilsa yerinde duramazdin’ diyor Ve boylece afrikanin ucsuz bucaksiz kirsallari, daha sonralari cikolata renkli annelerin siklikla kullancagi ‘kirilsa yerinde duramazdin’ ile tanisiyor.(tesekkurler yasli)

Uyanıyor.Elleri gene tutulmuş.Kalkıyor.Sabahlığını üstüne geçirip kahvaltıyı kurmaya gidiyor. Buzdolabından kahvaltı tabağını,domates,salatalık,daha önceden yıkadığı ve gazeteye sardığı yeşillikleri çıkartıyor. Yaşlı panikliyor. Bugun Hocayı (hoca ve eşi sabahları sağlık programı yapan bi çift, hoca doktor olmasına ragmen o hayatı bırakıp televizyonda masajla insanları tedavi etmeye başlamış) açmayı unuttu. Hemen gidip açıyor ama daha başlamamış program. Mutfağa dönüp geceden suya koydugu 3 kayısı 3 cevizin ilk önce suyunu içiyor (bağırsaklara birebir diyor içinden), daha sonra kayısı ve cevizleri çocukluktan kalma bi hareketle hüpletiyor(Cilde birebir).Bu arada hoca ve eşi ekrana üzerindeki ameliyat önlükleriyle çıkıyorlar. Hoca inanılmaz zinde.Hemen sahneye bi bayan izleyici alıyor ve masaj yapmaya başlıyor.Ama Hocanın bilmediği bu durumdan eşi biraz rahatsiz(Aile şirketlerinde normal görülen bir durum.) Eşi biraz bozularak, yemek yapma köşesine gidiyor.Yaşlı hala izlemeye devam ediyor ama bu sefer kendisine damacana büyüklüğünde yarım yağlı süt koymuş(Yarım yağlı süt: Sütün yağsızını içerek oradan alacağı Kolesterolü baska yerden örnegin kuzu eti almak isteyenlerin tercih ettigi süt çeşidi).

Hoca sanki ekran başındaki Yaşlıya sır verecekmiş gibi kameraya sokuluyor.’Yüksek tansiyonunu ve kolestrol sorununu az sonra temelli bıtırecek formulu vericem sana bebek’ diyor.Yaşlı heyecanlaniyor.Su tadındaki süte bakıyor. Tamam diyor hadi yolla bakalım formulu. ‘5 tane limonun suyunu sık bebek,içine 2 kaşık sirke kat ama üzüm degil elma sirkesi olsun,1 cay kasığı da karbonatı kat. 15 gün ışık almayan bi yerde beklet.daha sonra 15 gün boyunca sabah aksam bi tatlı kaşıgi iç bebek’ hoca goz kirpiyor,esi rahatsiz oluyor.

Normal sartlar altında bir insan böyle birsey duysa yapmamayı bırak,söyleyen adamdan koşarak uzaklaşır.Zaten mantikli dusundugunde boyle birseyi icsen yemek borun baglanti yerlerinden kopar,formul midene ulasmaz. Ama Yaşlı yaklaşık 3 senedir düzenli olarak günde 5,6 ilaç kullanan biri, Normal sütün,kuzu etinin tadını unutmuş biri, Domateslerini tuzlamadan yemek zorunda olan biri.Yaşlı kararsız.Yaşlı bıkkın. Kafasini kaldirip buzdolabinin ustundeki ilac kokteyline bakiyor.Yasli gercekten bikkin.

15 gün sonra;

Yaşlının kızı (Genç) ziyarete geliyor.Genç konuşurken kocasının yüksek tansiyonundan ve tuza bagımlılıgından bahsediyor.Yaşlı gene kararsız.Genç Yaslıya göre bitkilerle tedaviye inanmayan biri. ‘Aman anne’ tepkisi almak istemiyor.fakat bir yandan da bu şifayı kendine saklamak bencillik.Kalkıp dolabın altına sakladıgı formulu getiriyor.Genç biraz geriliyor,Yaşlının daha once açlık otu, keçiboyunuzu yağı gibi şeylerle hastalıkları def etmek istediği zamanları hatırlıyor. Kavanozun açılmasi ile kokuyu alanın yüksek ihtimalle bir daha koku almasını engelleyecek kadar keskin bir koku yayılıyor.Genç artık panik.Yaşlı formulu anlatıyor.Genç 15 gün kelimesini duyunca kavanozu alıp lavaboya döküyor.(Yaşlının surat ifadesi dünyanın en kısa filmi ‘tam yaglı süte,kuzu etine,tatlılara elveda’ adı altında akira kurosawa veya kim ki duk tarafindan çekilebilir.).Formul lavaboya dökülürken,lavabo aç etkisi yaratıyor ve lavabonun cildi on beş yaş atıyor.Genç yerine oturuyor ve soruyor ‘Anne ben gelmesem içiçek miydin onu’